Nemlizade: Semt kültüründen muzip manzaralar

İsmini Kadıköy Yeldeğirmeni’nde bir sokaktan alan ‘Nemlizade’ dizisi, cismini ise semt delikanlılarından almakta. Stand up gösterileriyle tanınan Onur Gökçek’in başını çektiği ve mockumentary tarzında hazırlanan ‘Nemlizade’, Nihat Maça tarafından yönetiliyor.

İkinci sezonu 20 Eylül’de yayınlanacak olan YouTube dizisi Nemlizade’nin konusunu kısaca paylaşalım.

SAKİNİ OLMASANIZ GÜZEL SEMT

Bir konudan bahsettik ama ortada pek konu olduğu söylenemez. Onur, Serkan ve Ahmet, Yeldeğirmeni sokaklarını arşınlayan, kriminal olaylara karışan üç kafadar. Mahalleden Serkan, BYA ve Onur’un sevgilisi Tuğba da kafadarların maceralarına ortak olmaktadır. 2023 yapımı ‘Nemlizade’, Onur’un “Kamil” diye seslendiği genci yanına çağırmasıyla başlıyor. Dizinin 2020 versiyonuna da gönderme yapan Onur, mahallede olup biten her şeyi en ince ayrıntısına kadar ve başka bir deyişle filtresiz gösteriyor. Her bölüm bir başlık etrafında hareket edilirken dönemin absürt mizahına uygun düşecek bir çerçevede, gerçekçi bir zeminden beslenen ama üslubu bakımından gayriciddi kaçacak bir atmosfer aktarılıyor. İlk bölümünde mahalleden ölen birinin oksijen tüpüne talip olan kafadarlar taziye evine gidip dertlerini açıyorlar üstelik evin oğlu Serkan en yakın arkadaşları… Yüz yüze bakıyorlar, dahası aynı tezgâhın parçaları. Yüzsüzlük bizim kafadarların tarzı… Diğer bölümler de çok farklı sayılmaz. Onur ve arkadaşları yine seyirciyi güldüren “sakini olmasanız güzel semt”te faaliyetlerini sürdürüyorlar.

KRİMİNALE ÖVGÜ

‘Nemlizade’, genel olarak Onur, Ahmet ile Serkan üzerinden ilerleyen, semt bıçkınlığını, değişen değerleri bol argo ve bitirim bir jargon eşliğinde yansıtan fakat öyküleri bakımından da vasatın üstünde bir yapım. Düşük maliyetli bir iş görüntüsü veren dizi, bu yönüyle samimi mahalle dilini prodüksiyon şartlarıyla da örtüştürmekte.

Anlatının dinamiklerine baktığımızda gün içinde/kurmaca içinde köpürtülmüş absürt duruma dayandığını görüyoruz. Olaylar kısa süre içinde ve gerçek zaman izlenimi uyandıran bir çerçevede işlenirken sahne geçişleri “mekan bizim” hissiyatını pekiştiriyor. Durumun gülünçlüğü diyaloglarda derinleşiyor, sözel ağırlıklı bir üslup izleniyor. ‘Nemlizade’, de son dönem butik güldürü dizilerimizde sıklıkla görüldüğü üzere gücünü repliklerinden alıyor. Bu repliklerin ana kaynağı ise kriminal meseleler. Dizide bir suç gevezeliğinin yapıldığını, Onur Öztürk’ün gözlemlere dayalı semt mizahını kaotik İstanbul düzleminde yeniden yorumladığını söyleyebiliriz. Mockumentary tarzı böylece anlamlanıyor ve alternatif bir şehir günlüğü ara sokaklar baz alınarak tutuluyor.

“Suç gevezeliği”ni biraz açmakta fayda var. Dizideki suçlar karakterlerce yer yer sınıflandırılırken yaşlıları dolandırıp evlerine yerleşen Serkan, kendini eleştirenleri yaratıcı olduğu yönünde bir savunuyla püskürtüp vasıfsız suçlu olmakla suçlayabiliyor. Ahlakın tartışmaya açıldığı noktada sergilenen bu rahatlık, suçları da nitelikli-niteliksiz biçiminde ayırıyor. Serkan işlediği suç için yatırım ve plan yapanlardan. Bu iş kolu için zevklerinden feragat ediyor, sıkıntılara katlanıyor. Sabah erken kalkıp namaza yetişiyor, dayılarla birlikte koyuyor başını secdeye. Faturalarınızı yatırıyorum diye aldığı parayla ganyan kuponu dolduruyor. Yetmiyor evlerinde yaşıyor. Bu evlerde neler yaptığı neler aşırıp okuttuğu muamma tabii. Görece gasp, hırsızlık gibi yaratıcılığın kapısından geçmediği suçlar da var. Mesela bir bölümde Onur cebinden çıkardığı bilezikle Ahmet’e 6 bira almasını söylüyor. Bu bileziğin hangi koldan, hangi yastık altından çıkıp onun cebine girdiğini kestirmek güç. Onur’un alın teriyle o bileziği almadığı ise kesin! Mahallede para bulma ihtiyacı kahramanlarımızı sürekli yeni iş kollarına itiyor. Emlakçı Kerim bu konuda en büyük yardımcıları… Evlerin fiyatını ederinin çok altında göstererek satan Kerim komisyonuyla Nemlizadelerin pavyon eğlencesine sponsor olabiliyor. Bir pürüz yaşanırsa muhatap şüphesiz Kerim çünkü Onur, Serkan, Ahmet üçlüsü babalarını tanımaz!

Yok yere adam bıçaklamak, gözü kapalı mevzuya dalmak, kavga gürültü; dayak, alıkoyma, yağma, tehdit… Mahallenin, eş dost akrabanın hürriyetine ve saadetine muhalefet eden ne kadar eylem varsa Onur ile arkadaşlarının o eyleme katılma ihtimalleri hayli yüksek… Onur ne yapsın! O da Şükrü abisinden öğrendiklerini harfiyen uyguluyor.

ALENİ ŞEHVET DURUMLARI

Dizinin bir diğer dayanağı ise yine sözel ağırlıklı örtük bir erotizmi öne çıkarması ve cinselliği teşhir anıştırmalarıyla şehvet kertesine taşıması… Birçok bölümde cinsel imalar yer alırken beş bölümden üçüne cinsel ilişkiler hakim. BYA başlığını taşıyan bölüm Gökçek’in gösterilerinde başından geçen bir olay olarak anlattığı öyküye dayanırken üçüncü bölüm Kerim’in cinselliğini (biraz geç de olsa) keşfetme çabasına yoğunlaşıyor. Kız isteme bölümünün yanı sıra pavyonda coşulan bölümde şehvet duygusunu çeşitli düzeylerde işliyor. Pavyonda pistte dans eden kahramanlarımız ince bir alayın da tarafları. Ahmet’in annesine pavyonda rastlaması onlar için trajik değil. Eğlenmeye devam ediyorlar. Ahmet’e bu duruma olumsuz yaklaştığından dolayı tepki gösteriyorlar. 1973 yapımı Ertem Eğilmez filmi “Canım Kardeşim” de iki aylak gencin (Halit ile Murat’ın) kan kanseri olan küçük kardeşlerine (Murat’ın öz kardeşine) yardım etmek amacıyla sarf ettikleri çabayı konu alıyordu. O filmde de aylaklardan Halit (Halit Akçatepe) annesine pavyonda rastlıyor ve bu karşılaşma Murat’a (Tarık Akan) pek korkunç gelmiyordu. ‘Nemlizade’, bu sahnenin daha gülünç bir versiyonunu paylaşmış. Dizinin bol küfür, bol tahrik üslubunu koruyacağı yeni sezonun teaser’ından anlaşılıyor.

MAHALLEYE FAYDA VE ÜÇ BEŞ İT KOPUKLUK

Onur ve ekibinin büsbütün işsiz güçsüz sayılması doğru değil. Legal yahut ahlaki yollardan olmasa da belli bir gelir elde ettikleri ortada. Öte yandan mahallenin yardımına koştukları da görülüyor. İlk bölüm buna iyi bir örnek. Ölen bir komşularının (Kerim’in babası Remzi) oksijen tüpünü hastaneden yeni taburcu olmuş bir başka komşularına istiyorlar. Üstelik taziye evinde Allah’ın emri peygamberin kavliyle ister gibi istiyorlar! BYA’nın gösterisinde mahallenin ne tepki vereceğini merak ediyor Onur. Bu sahne komediye hizmet etse de Onur’un kendisini “mahalle namusu”ndan sorumlu tuttuğunu gösteriyor. Kahramanlarımız mahalleyle iç içe zaten aksi fiziki anlamda da imkânsız çünkü mahalleyi terk ettiklerine şahit olmuyoruz.

‘Nemlizade’nin serserileri “ev kira semt bizim”ı düstur edinmiş, son yıllarda kentsel dönüşüm ve fahiş kira bedelleri yüzünden bozulmaya yüz tutan mahalle kültürünün kısmen yozlaşmış, suça bulaşmış ama bağlarını, aidiyet duygularını yitirmemiş kahramanları…

ONUR GÖKÇEK KOMEDİSİ VE OYUNCULUKLAR

‘Nemlizade’, iddiasız bir yapım. Buradaki iddiasızlık da aslında gerilla işi çalışmalarına bir gönderme olarak alınabilir. Herkesin erişebildiği bir platformda kendi hikayelerini anlatıyor Gökçek ve arkadaşları; istedikleri telden çalıyor, bam telini kendileri belirleyebiliyorlar. Bu görece özgürlük oyunculuklara da yansıyor, mockumentary anlatıların doğası gereği rahat performanslar izliyoruz. Serkan ile Kerim gayet doğallar. Ahmet Arslan’a özellikle değinmek gerekiyor. Arslan’ı ‘Kardeş Payı’ dizisinin çırağı olarak tanıdık. Özellikle bazı sahneleri internette viral oldu. “Bir kurşun iki lira” deyip mermi çekirdeğini başrollerdeki kardeşlerin (Murat Cemcir ile Ahmet Kural) önüne fırlattığı sahneye çok gülündü. Arslan, ‘Kardeş Payı’ndaki ofansif tavrını biraz yumuşatmış, ses tonunun da etkisiyle daha geride ve daha sakin bir karaktere bürünmüş ama diziye renk katıyor dahası olayları geliştiren, meseleleri köpürten Arslan’dan başkası değil.

Onur’un sevgilisi Tuğba’yı canlandıran Tuğba Kürükoğlu ve Serkan’ın taciz ettiği kadın rolündeki Neslişah Akray dizinin kadın oyuncularından… Kürükoğlu söz konusu bitirimlik olunca semt delikanlılarından altta kalmıyor. Küfür ve argo onun ağzından da düşmüyor. Bel altı esprilere kadın cephesinden yaklaşsa dahi anlatının erkek dilinden ayrı bir yere konumlanmıyor. Fakat bu dilin dizide tiye alındığını bilhassa pavyon sahnesinde mahalle mitlerinin çağdaş ve alaycı bir yorumunun sunulduğunu belirtelim.

Tekrara düşmemek adına kısa olmak kaydıyla Onur Gökçek komedisine değinebiliriz. Gökçek yaklaşık bir hafta önce katıldığı programda komedyenleri “edebiyat akımları gibi” ayırıyor: “Tespitçiler, taklitçiler, ofansifçiler, interaktifçiler, hikayeciler, durumcular, müzikçiler, uydurmacılar ve saldım çayıra’cılar…” Bu kategoriler komedyenlerin sahne performanslarına dönük fakat Gökçek’in dizisinde sahne performansından da beslediğini, bazen benzer öyküler işlediğini göz önüne alırsak ‘Nemlizade’yi tanımlayabiliriz. ‘Nemlizade en kaba haliyle tespitçi, hikayeci ve durumcu biçiminde değerlendirilebilir. Bu üç yaklaşım Gökçek komedisinde de başat… Gökçek dizide mahalleye içeriden yaklaşıp tespitler yapıyor, kurmaca unsurlar katarak bir hikaye ortaya koyuyor ve ortaya çıkan gündelik pratikten duruma geçiş yapılıyor. Tespitten hikayeye oradan duruma varılıyor; nihayetinde “gülünç olan” damıtılıyor.

**

‘Nemlizade’ oldukça komik, düşük maliyetli ve yayınlandığı mecra üzerinden ele alındığında yapımcı baskısından uzak, nispeten “serbest” bir iş… Bölüm süreleri ideal, öykü tavsamıyor; sıkıcı tekrarlar izlemiyoruz. Nihat Maça, bir mahalleye sıkışmış diziyi iyi yönetiyor, seyirciyi yormuyor üzmüyor. Oyunculuklar vasatın altına düşmezken Gökçek, Arslan ve Kürükoğlu sivriliyorlar. ‘Nemlizade’, bir semt güldürüsü… Ama o kadarla sınırlı değil! Gökçek’in yazıp Maça’nın yönettiği; Şükrü abinin kupon doldurup pineklediği; kahvehane köşelerinde tabureleri, kaldırımları her daim sıcak; açacak yerine dişlerin kullanıldığı, düşlerin mevzulardan önce taşlara vurulup köreltildiği; sıcaklığını samimiyetini bıçak yaralarından alan sarı şeridi belinde bir suç mahalli aynı zamanda!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x